Geçmişini Tanımak Geleceğini Zenginleştirmektir. “Bir Bavul Umut”

Adım Adım Yaratıcı Gösteriye[1]

Prof. Dr. Nazire Akbulut[2]

Ankara DT Cüneyt Gökçer Sahnesi, Çayyolu’nda 03 Mart 2014 günü saat 20.00de ‘Almanyalı’ gençlerin Bir Bavul Umut adlı gösterisine bir geceliğine kucak açtı. Balenin halkoyunları versiyonu olan bu “dans tiyatrosu”, Almanya’nın Türkiye Büyükelçisine, konuklarına ve salon dolusu izleyiciye son 50 yılı bir kez daha anımsattı.

1976 yılında kurulmuş Münih Alevi Toplumu Derneği, Halk Dansları Topluluğu aracılığı ile örgütlü olmanın ve yaşamın her alanında olumlu gelişmelere katkı sunmanın bir örneğini daha ortaya koymuş oldu. Münih Alevi Toplumu Derneği “kendisini aslında bir göçmen vakfı olarak görür ve bu yüzden üyelerinin kamu irtibat noktası” olarak inançlarının özü olan insan sevgisi ile siyasi, sosyal ve kültürel aktivitelere katkı sunar.

Sorumluluğunu üç sanat yönetmeninin üstlendiği Bir Bavul Umut, 08 Haziran 2013 tarihinde Almanya’da Münih Gasteig Gösteri Merkezi’nde ilk kez sahneye konmuş. Gösteriyi gerçekleştiren gençler; canlandırdıkları göçün kahramanı, dede ve ninelerinin, büyük baba ve babaannelerinin öznesi olduğu olgunun ağır koşullarını, canlı tanıklarından dinleyerek büyüyen, artık daha iyi koşullarda bu sürecin sonuçlarını yaşayan kuşağın temsilcileridir. Sahnede dört-beş yaşlarında miniklerden yirmili yaşlardaki gençlere kadar 55 ‘sanatçı’ göç senaryosu doğrultusunda dans ediyor.

Grup, halkoyunları ve tiyatro aracılığı ile empati kuracak duygusal ortamı yaratıp seyirciyi de bu çemberin içine çekiyor. İki kuşak öncesi büyüklerinin, ekonomik çıkmazdan kurtuluşun çaresi olarak gördükleri ve gözü kara daldıkları gurbet yaşamını, duygusal olduğu kadar eleştirel bir açıdan da görselleştiriyorlar. Seyirciye; memleketlerindeki ayrılık hüznünü, yabancı ülkenin garında indiklerinde yaşadıkları şaşkınlığı, yabancı ve farklı bir kültürde yeni işçi kimliğini ve değişen yaşam standardını geleneksel dans gösterisine modern dans renklerini de katarak görünür kılan bu gençler Metin Akbulut, Hüseyin Yıldız ve Onur Utku’nun birikimleriyle beslenmişler.

Sanatı, yaşamın önemli bir rengi haline getiren Yıldız, Utku ve Akbulut, halkoyunlarına gönül verenleri hem perde arkasında durarak hem de sahne üstünde eşlik ederek donanımlı kılmışlar. Yirmi yıldan beri Münih’de yaşayan Akbulut, bu zaman diliminde Türkiye’de hobi olarak öğrendiği halkoyunlarını, Almanya’da doğup büyüyen en az iki kültürle zenginleşen üçüncü kuşak Almanyalı gençlere aktarırken hem kendini geliştirmeyi sürdürmüş hem de gençlerin yeteneklerine destek vermiştir. Metin Akbulut kendini geliştirmeyi hem fiziksel hem de fikirsel boyutta sanata gönül verenlerle ortak çalışarak da göstermiştir. Bu fikir birliğinde, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dansçı ve yardımcı oyuncu olan Hüseyin Yıldız göç senaryosunu yazıp halkoyunlarını sahnede epik anlatımla zenginleştirerek ve yöneterek sorumluluk almıştır. Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Türk Halkoyunları Bölümü mezunu ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dansçı ve yardımcı oyuncu Onur Utku ise bu projeyi tiyatro ve dansçılık birikimiyle şekillendirmiştir.

Kültürel Öğelerden Oluşan Çarpıcı Sahneler

Bir Bavul Umut göçü konu alan ne ilk ne de son eserdir. Göçü yaşayan Türkiyeliler de göçe ev sahipliği yapan Almanlar da süreç içinde birbirlerini ve kendilerini tanımayı, birbirleriyle tanışmayı ve karşılıklı etkileşimden doğan değişimi farklı bakış açılarıyla çeşitli sanat dallarında işlemişlerdir ve işlemekte devam etmektedirler. Sanatın sağaltıcı gücünden yararlanarak yaşadıkları sorunların üstesinden gelmeye çalışmaktadırlar.

Göç olgusunu farklı dizgede yaşamış sanat yönetmenleri Akbulut, Yıldız ve Utku 1960larda başlayarak göç edenleri ve geride bıraktıklarını otantik görünüm içinde, anlamayı ve anlatmayı deneyerek sahnede somutlaştırmaktalar. Üçüncü kuşağın temsilcisi olan Almanyalı halk dansları topluluğu üyeleri de, göç edenlerin torunları olarak toplumsallaşma sürecinin bir göstergesi olan kuşaklararası çatışmayı değil kuşaklararası aktarımı ön plana alıp kimliklerine olduğu kadar kültürlerine de sahip çıkarak göçle yaşanan deneyimlerle zenginleşmiş şekilde sahnedeler.

Teatral halkoyunları Bir Bavul Umut’un ilk gösterisi için Münih Alevi Toplumu, “Bir göç hikayesinden ziyade, entegrasyon sürecinde yaşanan zorlukları gurbetçilerin penceresinden anlatan”[3] bir proje olarak tanıtır. Ankara’daki gösteri için basılan Program’da halk dansları-tiyatrosunun, birinci Perde’de 4 Tablo’dan, ikinci Perde’de de 5 Tablo’dan oluştuğu bilgisi yer almaktadır. Halk danslarının tiyatro ile harmanlandığı Bir Bavul Umut, bir ressamın tuvaline uyguladığı kolaj tekniğinin farklı yansımasıdır. Sahnesel kolajın bileşenlerinden birini ‘tiyatrocu’ dansçılar oluştururken diğerlerini göçün belgesel film kesitleri, göç yıllarının 33lük plaklarındaki gurbet ezgileri, Türkiye’den Almanya’ya gönderilmek üzere dedenin torununa dikte ettirdiği mektup ile gurbetçi işçinin “gavur ellerden” Türkiye’de bıraktığı karısına gönderilmek üzere teybe kaydettiği sesli özlemin canlandırması oluşturmaktadır. Lokomotif göğsü ve yandan görüntülenen otomobil maketleri; oyuncuların ellerinde dallarla yol kenarındaki ağaç canlandırmaları; dekorda yer alan ibrik, leğen ve saz gibi az sayıda ama önemli kültürel öğeler görselliği zenginleştirmektedir. Bir Bavul Umut’da dekor oluşturan öğeler bu cansız nesnelerle sınırlı kalmıyor. Oyuncular, sade ama anlamlı siyah eşofmanlar içinde, kimi zaman market raflarını, kim zaman da fabrikanın çalışan makinelerini ve ilerleyen üretim bantlarını her anlamda ‘canlandırıyorlar’.

Tanıtım videosunda gördüğüm kadarı ile dekor oluşturan maketleri ve el aksesuarlarını kendileri hazırlamışlar. Profesyonel dans gruplarının aksine, Bir Bavul Umut’un oyuncuları ve sanat yönetmenleri, bu Anadolu müzikalinin hem unu, şekeri, yağı hem de karıcısı olmuşlar.

Danslarda Türkiye’nin bölgesel renkleri tadımlık sahnelenirken, tiyatroda göçün duygusal boyutta çeşitliliği verilmektedir: Ayrılık, heyecan, merak, özlem, sevinç, çaresizlik, kavuşma... Her sahnesi ayrı konuşmaya değer tiyatro ve halk dansları gösterisinde özellikle iki Tablo hafızalarda yer edecektir.

Biri, Anadolu’nun kültürel zenginliğini görselleştiren yöresel kıyafetler içinde, potpuri olarak bölgesel halk müziği eşliğinde gerçekleşen ‘veda’ sahnesi. Bu sahnede, Türkiye’nin farklı bölgelerinden yurt dışına çalışmak üzere gitmek üzere ayrılan ve kalanların birbirlerine verdikleri mendil, yazma, cep saati, harçlık, çiçek gibi ayrılık hatırası semboller duygusallığı artırıyor, görselliği zenginleştiriyor.

Paylaşmak istediğim diğer bir sahne, Alevi kültürünün vazgeçilmez öğelerinden biri olan semah. ‘Rüya’ sahnesinde semah ritüeline yer veren Hüseyin Yıldız, Onur Utku ve Metin Akbulut ayrı düşmüş sevdalı çifti, turnalar gibi semah dönerek buluşturmaktadır. Rüya olgusu, karı kocanın her biri sahnenin iki zıt uç köşesine yastığa başını koyarak somutlaştırılırken semah dönenlere pastel renkte kostümler giydirilerek görsel pekiştirme sağlanıyor.

Sanat ve Kültür, Geçmişin Gerçek ve Kurgusal Deneyimlerinden Esinlenir

Gösteri grubu bu işi profesyonel anlamda yapmayan, gönüllü insanlar. Bilindiği gibi boş zamanı değerlendirme, modernite ile bireyselleşen ve yalnızlaşan bireyin can sıkıntısına post-modernizmin bulduğu çarelerden biridir.[4] Halkoyunları tiyatro gösterisini bu gerçeği göz önünde bulundurarak izlemek gerek. Münih Alevi Toplumu Halk Dansları Topluluğunun bu performansı, halkoyunlarını belli bir konsept içinde maddi ve manevi olarak profesyonelce yapan Mustafa Erdoğan’ın Anadolu Ateşi’nin “Troya” gösterisini çağrıştırıyor. AncakBir Bavul Umut, Troya’daki gibi binlerce yıl öncesinde yaşananları değil, göçü yaşayanların hali hazırda aramızda yaşadığı hemen hemen iki kişiden birini mutlaka etkileyen bir yaşanmışlığa dokunuyor.

Utku, Yıldız ve Akbulut’un daha önce gerçekleştirilmiş sahne performanslarından esinlenmeleri doğaldır. Çünkü edebi türler arası veya disiplinler arası etkileşim artık bundan on, yirmi yıl önceki gibi yadırganıp azımsanmıyor. Aksine yazılı edebiyatta alıntı yapıldığı gibi, görsel sanatın her dalında da alıntı yapılmaktadır. Bir alıntı tekniği kolaj ise bir diğeri esinlenmedir. Mustafa Erdoğan’ın kendi projesi için esinlendiği Isodora Duncan dans kuramına işaret ettiği gibi, Bir Bavul Umut’un sanat yönetmenleri de “kaynağına akan bir ırmak gibi, […] ayak izlerini takip ederek [göçün, özlemin, geride bırakılanların ve yeni yaşam koşullarının NA] dansını yaratmak”[5] istemişler. Her özgün çalışma gibi Bir Bavul Umut da bir sürecin aşamalarından alıntı yapma veya esinlenme özgürlüğüne sahiptir.

Göç Deneyiminden Geçen İzleyici

Gösterinin davetiyesi ve internet sayfalarındaki tanıtım videoları sahne gösterisi için bir ön bilgi vermekle birlikte, Bir Bavul Umut’un canlı performansı, çocuk yaşta iç ve dış göç süreçlerini yıllarca yaşadıktan sonra Türkiye’ye geri dönüş yapan bizleri aynı oranda duygulandırdı. Sahnelenen kesitlerin toplamı, şahsen sekiz yaşımdan itibaren tanıklık yaptığım bir süreçti. Bir başka ifade ile babamın Almanya’ya gidişi, annemin özlemi ve gözyaşları, sonraki yıllarda bizim trenle babama doğru yolculuğumuz, tatillerde izne gelişimiz gibi yaşamımdan sahneler geçit yapıyordu. Bir tek sahnenin eksikliğini hissettim, o da kesin dönüş yapanlardı. Bu sahne ise şu an onların gündeminde değil.

Dans tiyatrosu tanıtım videolarını izlerken kendi küçük çaplı çalışmamı ve onun yarattığı gururu anımsadım. Öğrencilerimle 2003-2007 yılları arasında kimi derslerdeki bilgilerin yaşamdaki yerini gösterebilmek üzere sahne çalışmaları yapmıştım. Metin yazarlığı, provalar, sahneleme, dekor, reji, ışık gibi tüm ayrıntıları ve aşamaları öğrencilerle birlikte gerçekleştirmiş, her uğraşıda ve başarıda emeğimizin ve döktüğümüz terin kıymetini bilmiştik. Bilimsel içerik kadar grup çalışması açısından da hepimizin çok şey öğrendiği kanısındayım.

Özetlediğim bizim bu ‘minik’ çalışmamızın yanında Yıldız, Akbulut ve Utku’nun çalışması karşılaştırılmayacak oranda büyük bir emektir. Avrupa’nın değişik ülkelerinde başka izleyicilerle buluşmayı amaçlayan Bir Bavul Umut’un sanat yönetmenleri, halk dansları topluluğu ve ev sahibi Münih Alevi Toplumu böyle bir proje ile yola çıktıklarında yüreklere bu kadar sıcak dokunacaklarını ne ölçüde tahmin ediyorlardı bilinmez, ancak yeni izleyicilerin kendi göçmen yıllarını bir kez daha gözden geçirecekleri kesin.

Gösterinin afişinde yer alan çok anlamlı bavul, Almanya’ya göç edenlerin elinde kalan eşyalarla sergi açmak isteyen Almanya’daki yetkililerin de sergiye koydukları ‘miras’tı. Göç ve gurbeti bavuldan daha iyi ne anlatabilir ki?!

Kaynakça

  • AKSAK Kültür ve Sanat (2014). Almanya’ya göçün hikayesi. bir bavul umut. dans tiyatrosu Program.
  • Mustafa Erdoğan: http://www.anadoluatesi.com/mustafa-erdogan_1_119.
  • Münih Alevi Toplumu (2013). Bir Bavul Umut. Münih Alevi Toplumu Halk Dansları Topluluğu “Ne sılaya ne gurbete yardılar” (Almanya tanıtım broşürü).
  • Nazire Akbulut. “Geçmişini Tanımak Geleceğini Zenginleştirmektir”, Yeni Tiyatro. Tiyatronlin. 30.04.2014: http://www.tiyatronline.com/yazarlar/5418/haber/4662/prof-dr-phil-nazire-akbulut-gecmisini-tanimak-gelecegini-zenginlestirmektir.
  • Özbek, Yılmaz (2005), Postmodernizm ve Alımlama Estetiği, Konya: Çizgi.

[1] Bu makale kaynakçada paylaştığım künyede yayınlandı (Akbulut 2014). Ancak artık çevrimiçi ulaşılır olmadığı için küçük rötuşlarla web sayfamda sizlere ulaşılır kılıyorum.

[2] Prof. Dr. Phil., Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü, Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi.

[3] Münih Alevi Toplumu 2013: 3.

[4] Özbek 2005: 2.

[5] http://www.anadoluatesi.com/mustafa-erdogan_1_119.

Nazire Akbulut

Prof. Dr. phil. Nazire Akbulut

"Adil olmamak mı? Adaletsizliğe tahammül etmek mi? Aslında önemli olan, adil davranmamak değil. Asıl sorun, adaletsizliği görmezden gelmektir. Çünkü çok az kişi adil davranmama kudretine sahipken, oldukça çok kişi adaletsizliğe göz yummaktadır."
Bertolt Brecht

Yorumlar (0)

Nazire Akbulut
  • Henüz Yapılmış Yorum Yok

Bir Yorum Bırakın

Nazire Akbulut
captcha

Gazete ve Dergi

Nazire Akbulut
Nazire Akbulut
Nazire Akbulut
Nazire Akbulut
Nazire Akbulut

Kapatmak için X butonuna basınız