Hayatımın en iyi hikâyesi. Belki sadece yarım daktilo sayfası. Yazarını unuttum, gazetede okumuştum.
Aynı odada kalan iki ağır hasta. Birinin yatağı kapının yanında, diğerinin pencerenin önünde. Sadece pencerenin yanındaki hasta dışarıyı görebiliyor. Diğerinin tek arzusu pencere kenarındaki yatağa geçmek. Pencerenin önündeki adam bu yüzden acı çekiyor. Diğerinin mağduriyetini hafifletmek için ona, her gün saatlerce dışarıda neler gördüğünü, neler olduğunu anlatıyor. Pencere önündeki hasta bir gece boğulma nöbeti geçiriyor. Kapının yanındaki hasta hemşireyi çağırabilir. Çağırmıyor; yatağı düşünüyor.
Sabah olduğunda adamın öldüğü fark ediliyor: Boğulmuş. Pencere kenarındaki yatak boşaltılıp kapının yanında yatan hastaya veriliyor. Kapı yanındaki hastanın dileği artık gerçekleşmiştir. Açgözlü bir şekilde ve büyük bir beklentiyle yüzünü pencereye çeviriyor. Hiçbir şey yok, gördüğü sadece bir duvar.
Almancadan Türkçeye 2004 yılında çev. Prof. Dr. Nazire Akbulut
Prof. Dr. phil. Nazire Akbulut
Henüz Yapılmış Yorum Yok